Türkler Bulgaristan'ı
faşizme karşı koruyor
Semih İdiz Milliyet Gazetesi
02.11.2006
Geçen pazar günü Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ikinci turu yapıldı. Bu seçimlerin bizde
daha fazla ilgi çekmesini beklerdim, çünkü seçimlere
katılanlardan biri "Ataka" adlı faşizan ve ırkçı
partinin başkanı Volen Siderov'du.
Siderov, kendisini Türk azınlığıyla savaşmaya adamış
biri. Söylemi de ırkçı ve aşağılayıcı. Cumhurbaşkanı
seçilmesi halinde ülkesindeki Türklerin kazandığı
hakların iptali için çalışacağını da hiç çekinmeden
söylüyordu.
Siderov ayrıca AB karşıtı. Kullandığı argümanlar ise
bizim AB karşıtlarımızınkilerle örtüşüyor. Örneğin,
nüfusun yüzde 9.4'ünü oluşturan Türk azınlığın kazandığı
hakların "AB perspektifi" ile ortaya çıktığını
belirtiyor.
Oyları yüzde 25'te kaldı
Siderov bunları söylüyor, ama bunları söylemesi, halen
Cumhurbaşkanı olan sosyalist rakibi Georgi Parvanov
karşısında ezici bir yenilgi almasını engellemedi.
Parvanov oyların yüzde 75'ini alırken, Siderov'un oyları
yüzde 25'te kaldı.
Özetle, ırkçı aşırı sağın Türk ve AB aleyhtarı söylemi,
bu seçimlere zaten çok az ilgi gösteren (katılım oranı
yüzde 41'de kaldı) Bulgar seçmeni üzerinde fazla etkili
olmadı. Siderov bu sonuç için ülkedeki Türkleri ve
Romanları suçluyor.
Parvanov'un bunların sayesinde kazandığını söylüyor.
Bunda belli ölçüde haklı da. Zira, Bulgaristan'daki
Türklerin bu seçimlere katılımı etnik Bulgarlara oranla
yüksekti. Katılanların neredeyse tümü de Parvanov'a oy
verdi.
Jivkov'u tasvip etmemişlerdi
İşi daha ilginç kılan husus ise, Türkiye'de yaşayan
Bulgar vatandaşlarının -ki bunların çoğunluğu Türktür-
konsolosluklarınca açılan sandıklara akın etmeleriydi.
Bulgar yetkililerince verilen bilgilere göre bu
vatandaşların neredeyse yüzde 90'ı oy kullanmış, ki
burada 55 bine yakın bir seçmen kitlesinden söz
ediyoruz. Katılımın niçin yüksek olduğunu ve oyların da
kime gittiğini tahmin etmek ise güç değil.
Şahsen Bulgarları severim. Genelde "mülayim"
insanlardır. Todor Jivkov'un 1980'li yılların sonunda
başlattığı vahşi "Bulgarlaştırma kampanyası" sırasında
Türk köylerine giren ilk Türk gazetecileri arasındaydım.
Hiç unutamayacağım, duygusal anlar yaşamıştık.
Gazetelerde boy boy yer alan röportajlarımıza Bulgar
köylüleriyle yaptığımız sohbetleri de katmıştık.
Özellikle yaşlı ve dindar Bulgarların -gizli polis
tarafından takip edildiğimizi bilmelerine rağmen-
Jivkov'un asimilasyon kampanyasını tasvip etmediklerini
korkusuzca söylemelerini takdirle anımsıyorum.
Seçimler kanıtladı
Sonunda Jivkov gitti. Bulgaristan ise bugün AB üyesi
olmaya hazırlanan bir ülke. Halkın ağırlıklı çoğunluğu
da bunu istiyor. Siderov'a itibar edenlerin önünde ise
sadece "AB'ciler" değil, Türk azınlığı duruyor.
Onun için, hiç çekinmeden Türklerin Bulgaristan'ı
faşizme karşı koruyan önemli bir unsur olduklarını
söyleyebiliriz. Bunu son cumhurbaşkanlığı seçimleri de
kanıtladı.
* * *
|
|
|