Var mısınız, hodri
meydan 10.11.2003 Hürriyet
"BULGARİSTANda Türklerin hakları verildi, sorun çözüldü."
Bu söz DTPnin yeni genel başkanının ağzından çıktı.
Bir saniye düşünmeden, hemen üzerine atlıyorum.
Atlıyorum ve soruyorum:
"Var mısınız?"
Bir daha soruyorum.
"Gerçekten var mısınız?"
Bir daha soruyorum.
"İyi düşündünüz mü?"
Söz ağızdan çıktığına göre, "varsınız" demektir.
Haydi öyleyse, hemen başlayalım.
Madem böyle diyorsunuz, madem bu sorunu çözer inancındasınız, buyurun
samimiyetinizi göstermek için ilk adımı atın.
* * *
Yapmanız gereken ilk şey basit.
Yakanıza Türk bayrağı rozeti takacaksınız.
Yani Bulgaristan Türklerinin yaptığını. Onlar, yakalarında Bulgar bayrağı ile
geziyorlar.
İkincisi.
Ülkenizin Milli Marşı ile barışacaksınız.
Üçüncüsü.
Dağdaki kardeşinize, eşinize, bacınıza söyleyeceksiniz.
Hemen ellerindeki silahı bırakacaklar.
Hem de bir daha ellerine hiç almamacasına.
Dört.
"Özerklik" lafını hemen defterinizden sileceksiniz.
Görüyor musunuz, ne kadar basit.
"Evet varız" diyorsanız buyrun.
Hemen yarından itibaren sizi desteklemeye başlıyorum.
* * *
Ama biliyorum.
Yapamazsınız. Çok iyi biliyorum.
"Bulgaristan modeli" lafını bir daha ağzınıza alamayacaksınız.
Neden mi?
Çünkü Bulgaristan Türkleri, sorumlu insanlar.
Neden mi?
Çünkü onlar en büyük zulme uğradıkları
zaman bile ellerine silah almadılar.
Çünkü, Edirnede, Istranca dağlarında eli silahlı Türk teröristleri dolaşmıyor.
Çünkü gece yarıları sınırı geçip, Bulgar askerlerini kalleşçe pusuya düşürmüyor,
katletmiyor.
Çünkü Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan vatandaşı olarak davranıyor.
Yabancılara verdikleri demeçlerde, "Bulgaristan parlamentosunun milletvekili
olduklarını" açıkça söylüyorlar.
* * *
İşte bu nedenle, DTPnin yeni genel başkanının bu sözlerinin üzerine atladım.
"Bulgaristan formülü" diye bir şeyi istiyorlarsa, işte yapacakları çok
basit şeyler bunlar.
Önce o teröristleri dağdan indirecekler.
Silahlarını bıraktıracaklar.
Ondan sonra bakın biz neler yapıyoruz.
Bakın bu medya, bu gazeteler bu çözümün hızlanması için nasıl kolları sıvıyor.
Ama şuraya yazıyorum.
Yapamayacaklar.
Çünkü dağdaki profesyonel katiller, artık ekmeğini oradan kazanıyor.
Rızkını kandan, candan çıkarıyor.
Onun için hem kendine inanan genci harcıyor, hem de kurduğu kalleş pusularla bu
ülkenin gencecik çocuklarını katlediyor.
Hiç umudum yok ama, tekrarlıyorum.
Takın yakanıza ay yıldızlı rozetleri, dağdakini ya indirin, ya terk edin.
O zaman bizler size destek vermezsek, alın bu yazıları, yapışın yakamıza.
Ama Ahmet Türk gibi bir genel başkana tahammül edemeyen kafa, bunu
yapabilir mi?
Göreceksiniz, Bulgaristan lafını bir daha ağzına alamayacak.
Dağdaki, "Sen ne diyorsun lan" deyip susturacak...