|
Mülteci kamplarında perişan olan
binlerce kişi Bulgaristan’da baskılar kalktı gerekçesiyle geri
gönderildi. Dünyanın en hümanist ülkesi diye geldikleri İsveç’te,
dönüş yolu gösterilince intihar edenler oldu. Mavi boneli sosyal
demokrat bayan göçmen bakanı Nuh dedi peygamber demedi; 4 bine yakın
kişi geri gönderildi. Çoğunluğu Kırcali yöresinden olmak üzere ilk
anda gelmiş olanlardan yaklaşık bin kişi kalabildi. 15. yıllarında Bulgaristan Türkleri ne yapıyor acaba diye inceledik. Karşımıza inanılmaz bir tablo çıktı. Günümüz İsveç gerçeğine hiç uymayan bir tablo. Belki önce günümüz İsveç gerçeğinin ne olduğunu açıklamak gerekiyor: Kısa ve uzun süreli doktor raporluların sayısı yaklaşık bir milyon. İktidar partisi sosyal demokratlar dışında çoğunluk, hastalık işine hile karıştığı inancında. Açık işsiz sayısı yüzde beş dolayında. Bir o kadar da gizli işsizden söz ediliyor. 2000’den bu yana işsizliği yarıya indireceklerini iddia etmekteler. Ama ne indiği var ne de ineceği. İsveç gerçeğinde, okulların durumu hiç iç açıcı değil. Öğretmen hakkı yok ama öğrenci hakkı çok. Kıyafeti geçtik, derslerde bacaklar sıraların üzerinde, cep telefonlarıyla sohbet olağan görüntü sayılıyor. Doğru dürüst eğitim ancak burjuva çocuklarının devam ettikleri okullarda yapılabiliyor. Geriye kalanlar “özgür toplum”un “özgür bireyleri” olarak yetişiyorlar. Gençler arasında uyuşturucu eğilimi hamburger modası gibi tırmanışta. Okulda ve evde doğru dürüst terbiye nedir öğrenmeyen, iş bulma umudu olmayan gençler sokaklarda güruh halinde dolaşıyor. SOSYAL DOKU BOZULUYOR İsveç’teki yabancılar için de bu fazlasıyla geçerli. Özellikle Stockholm’de, Malmö’de ve Göteborg’da göçmenlerin oturduğu bölgeler Harlem’e döndü. Rüyalar ülkesi İsveç, sosyal dokunun bozulmasıyla, üçkağıda programlanmış kafalarla dökülüyor. İnsanı doğru yoldan çıkmaya özendiren, kalitesizliğe prim veren bir anlayış egemen hale geldi. Direnci zayıf, ya da kişiliği zaten buna müsait olan insanlar hemen üçkağıt kulvarına giriveriyorlar. Bu anlayış hem İsveçliler hem de yabancılar için geçerli. Ama Bulgaristan Türkleri için değil. Sayıları bin dolayında. İsveç’in değişik bölgelerine yerleştiler. Bu grup içinde işssizlik oranı sıfır. Tümü de iş güç sahibi. Çocukların hepsi okula gidiyor. Mesleki eğitimi olup burada eğitimleri kabul edilmeyen doktorlar, mühendisler, “Siz misiniz kabul etmeyen” deyip uzmanı oldukları mesleklerde bir kez daha eğitimden geçtiler. Polis kayıtlarında Bulgaristan Türkleri ile ilgili tek bir kayıt yok. Malmö dışındaki bölgelerde dağınıklar ama küçük bir kent olduğundan Malmö’de seksen dolayında aile çoğu aynı mahallede olmak üzere birbirleriyle sürekli görüşmekteler. Bir de dernek kurmuşlar: Atatürk Spor ve Kültür Derneği. Balkan ülkelerinden göç edenler genellikle derneklerine de coğrafyayı hatırlatacak isimler koyarlar ama Malmö’deki Bulgaristan Türkleri Atatürk adını tercih etmişler. NİÇİN ATATÜRK? Başkan Fehim Yılmaz ile başkan yardımcısı, Bulgaristan’da cep herkülleri Halil Mutlu ile Naim’in yetiştiği klübün yöneticilerinden Hüseyin Bey, “Atatürk, çağdaşlığın, akılcılığın sembolü, onun için” diyor. Sanki hala Kemalizm üzerine bitmeyen tartışmaları sürdürenlere cevap vermek istercesine. Malmö’dekilerin çoğu sorunlu diye adı çıkmış olan Rosengard mahallesinde yaşamaktalar. Burası öyle bir mahalle ki, sosyoloğun biri orada iki yıl yaşayıp sorunlar üzerine doktora tezi yazdı. Kavga, gürültü hatta cinayete varan olaylar bitmek bilmiyor. Ama bu mahallenin köşesindeki Bulgaristan Türklerini olanlar bitenler hiç ilgilendirmiyor. Onlar disiplinli insanlar gibi çalışıyor, sorumlu birer anne baba olarak çocuklarıyla ilgileniyor ve dünyaya çağdaş insan gözüyle bakıyorlar. Birçoğu kendi işini kurmuş ama çocuklarına yeterince vakit ayıramamaktan işyerlerini kapatıp sekiz saatlik işlere dönmüş. GENÇLER OKUYOR Sonuç ortada. Eğitimsiz çocuk yok. Bulgaristan Türklerinin çocukları Lund Üniversitesi’nin en parlak öğrencileri arasında. 1989’da liseyi tamamlayıp buraya gelmiş olan Aylin şimdi Lund Üniversitesi fizik bölümünde doçent. Öğretim üyeleri arasında o kadar seviliyor ki yakında emekli olacak bölüm başkanının yerine onu hazırlıyorlar. İsveç Öğretmen Okulu öğrencilerinin federasyon başkanı da Sibel. O da 12 yaşında geldi. O kadar seviliyor ki öğretmenliğe başladıktan sonra İsveçli Güçlü Üğretmenler Sendikası’nın başına geçmesi isteniyor. Kırcali’den Muhammed’in oğlu Caner de Ryan Air’in sevilen, gözde genç pilotlarından. Bulgaristan Türkleri, yüzümüzü ağarttı. Göçmenler arasında yapılan araştırmalarda Türkler, eğitim deyince en alt sırada yer alıyor. En üst sırada yer alanlar ise İranlılar. Girişimciler arasında ise Türkler ön sırada. Bulgaristan Türklerinin sayısı eğitimde ortalamamızı yükseltmeye yetmese de yüzümüzü ağartıyor. Eğer 1990’da 4 bin kişi geri gönderilmeseydi, kaliteli insan malzemesiyle hem İsveç kazançlı çıkacaktı hem de Türklerin İsveç’teki durumu farklı olacaktı. Peki Bulgaristan Türklerinin gösterdiği başarının sırrı nedir? Komünist rejimin eğitime, çalışma disiplinine önem veren politikası mı yoksa Balkan topraklarının verimli olması mı? Ama çalışma disiplini ve eğitim aşkıyla da bitmiyor. Avrupa’da yetişen gençleri tanıyoruz. Özgür birey gibi davranmanın saygısızlık etmek olduğunu sanıyorlar. Bulgaristan Türklerinin çocuklarında ise terbiye ile yoğrulmuş bir oturmuş kişilik oluşmuş. Artık siz, ister toprağından, ister suyundan deyin. İsterseniz de başka türlü açıklayın. Ama farklı olduklarını da bilin. |