|
Rus
ajanlarını elimde oynattım
Rus
Televizyonu'nun 'Doğudan Gelen Ajan' adlı belgeseliyle tam beş yıl sonra
kimliği deşifre olan ajan Vicdan Şanslı, o günleri anlatırken, MİT'çileri
'ağabeylerim' diye anıyor. KGB ajanları beni 6 ay sorguya çekti. Farklı şeyler
söyledim. Hem yazdım, hem oynadım. Sonuca ulaşamadılar. Devreye MİT'teki ağabeyler
girdi ve Türkiye'ye döndüm...
Rusya ile Türkiye arasında beş yıl önce, son derece gizli bir operasyonla
gerçekleştirilen 'ajan değiş tokuşu'nda bizzat dönemin MİT Müsteşarı Sönmez
Köksal tarafından teslim alınarak özel uçakla Türkiye'ye getirilen ve
'ortadan kaybolması' istenen Vicdan Şanslı yaşadıklarını SABAH'a anlattı.
Rus Televizyonu ORT'de yayınlanan, 'Doğudan Gelen Ajan' adlı belgesel ile adı, beş yıl aradan sonra gündeme bomba gibi düşen Türk kadın ajan Vicdan Şanslı o günleri anlatırken irtibat kurduğu Milli İstihbarat Teşkilatı görevlilerini, 'ağabeylerim' diye anıyor.
BULGARİSTAN GÖÇMENİ...
Şimdi Akdeniz'in küçük bir sahil beldesinde yaşayan 33 yaşındaki genç
kadın zekasını kullanarak en tehlikeli görevlerden bile kolaylıkla sıyrılmayı
bilmiş. Şanslı'nın maceralı yaşamı 16 yıl önce ailesiyle
Bulgaristan'dan göç etmesiyle başlamış. Şanslı, anadili gibi konuştuğu
Rusça sayesinde Emniyet birimlerinde tercüman olarak çalışmaya başlamış.
Yaklaşık 5 yıl süren bu görevi sırasında Rusça'ya hakimiyeti ve kıvrak
zekası sayesinde üst düzey yetkililerin dikkatini çekmeyi başarmış. Ve
90'lı yılların başlarında yani SSCB'nin dağılma sürecinde Vicdan Şanslı'nın
da hayatının akışı değişmiş. İşte, Şanslı'nın ağzından maceralı
hayatı:PARA VERİYORLARDI
* O dönemde Trabzon ve Samsun'a müthiş Nataşa akımı vardı. Ben de
Emniyet'te gözaltına alınan Nataşalar'la ilgili tercümanlık yapıyordum.
Bu arada ağabeylerimin isteklerini de geri çevirmiyor, Rusya'ya da gidiyordum.
Bazı ağabeyler 'Sana para veririz, şu evrakı götür' derlerdi. Ben de kime
götürdüğümü bilir ama ne götürdüğümü bilmezdim. Öyle defalarca
gidip geldim. Rusça'yı iyi konuştuğum için kimse şüphelenmiyordu. O dönemde
Rusya-Türkiye arası özel havacılık uçuş seferleri başladı. Ağabeylerle
istedikleri zamanda ve istedikleri yerlerde buluşurdum. Onlar da bana para
verirdi.Rusya'ya en son 1996 yılında gittim. Aleksander Ivonav adlı Rus ajanıyla
görüştüm ama onu MİT'e gelmesi için ikna etmedim. Aslında o gün de her
zamanki gibi gibi irtibatı sağlamıştım. Havaalanında takip edildiğimi
anladım. Çaktırmamaya çalıştım. Krasnodar kentinde yanıma gelen iki adam
bana 'Bizimle geleceksiniz' dediğinde her şeyin bittiğini anladım.
Kesinlikle öleceğimi sandım. Onların Rus ajanı olduğunu götürüldüğüm
yerde anladım. Yine de korkumu belli etmemeye çalıştım.HEM YAZDIM, HEM...
* Gözaltında kaldığım 6 ay boyunca her gün en az üç kez çarpraz sorguya
tutuldum. Konuşursam öleceğimi çok iyi biliyordum. Bu yüzden hem yazdım,
hem oynadım. Her gün farklı şeyler söyledim. Hatta deli rolü bile yaptım.
KGB ajanları beni bir binaya götürdüler. Bir hafta hiç yanıma uğramadılar.
Ama yemek veriyorlardı. Daha sonra her gün, iki KGB ajanı beni sorgulamaya başladı.
Rus Gizli Servisi FSB'nin çektiği görüntüleri gösterdi. Rusya'daki ajanların
isimlerini istedi. Ben sürekli değişik isimler verdim. Aklıma gelen isimleri
veriyordum, onlar da arıyordu. Aslında öyle biri yoktu. Belki tesadüfen vardı
ama ben tanımıyordum. Kasetteki görüntüleri 'Ben turistim geziyordum' diye
yanıtladım. Sorgu haftalarca sürdü. Her seferinde 'Sen bizle oynuyorsun'
diyorlardı. Şaşkına döndüler. Türkiye'deki bağlantılarımı sordular.
Bilmeden bazı isimler söylüyordum. Her dediğimi kasetlere kaydediyor. Sonuca
gidemiyorlardı. Aramızda ilginç diyaloglar da başlamıştı. Bazen kahkaha
atıyordum, bazen ağlıyordum. Genç yaşta yaptığım evlilikten olan iki çocuğumdan
bahsediyordum. Böyle rahat oynamamın nedeni tabii ki Rusça'yı iyi konuşmam.ŞİMDİ
MACERADAN UZAK
Altı yıl boyunca Rusya'da Türkiye adına ajanlık yaptıktan sonra KGB tarafından
yakalanan ve Türkiye ile Rusya arasında yapılan "centilmenlik" anlaşması
çerçevesinde Türkiye'ye iade edilen kadın ajan Vicdan Şanslı şimdilerde küçük
bir sahil kasabasında tercümanlık yapıyor.
AĞABEYLER DEVREYE GİRDİ...
Önemimi Köksal'ı görünce anladım
KGB tarafında altı ay sorguya çekilen Vicdan Şanslı, maceranın sonunu ve Türkiye'ye
dönüşünü şöyle anlatıyor: "Rusya'da nerede olduğumu, ne yaptığımı
bir tek 'ağabeyler' biliyordu. Beni orada bırakmazlardı. Umudumu
yitirmiyordum. Ama zaman da su gibi akıyordu. Bu sırada çok hastalanmıştım.
KGB'nin yemeklerime ilaç verdiğini tahmin ediyordum. Korktum ama belli
etmedim. Bu sırada altı aya aşkın süre geçmişti. Tek doğru kelime söylememiştim.
Belki söylemişimdir ama sonra çürüttüm. Ailem, polise ve basına başvurmuş,
ortalığı ayağa kaldırmış Türkiye'de.. Ağabeyler de çaresiz, sessiz
devreye girmişler. İade edileceğimi de Rus ajanların bana karşı konuşmalarından
anladım. Ajanlar sürekli, 'Seni almak istiyorlar. Burada yaşadıklarını
unut. Sen burada bizim misafirimiz oldun' dediler. Bunu son 15 gün sürekli
tekrarladılar.Aslında yaptığım işin ne kadar önemli olduğunu beni almaya
gelen MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'ı görünce anladım. Sonra uçağa
bindik ve Rusya'dan ayrıldık. Aileme kavuşunca onları ne kadar özlediğimi
anladım."ŞANSLI'YA MİT'TEN SON NASİHAT
Ortalıkta görülme
Vicdan Şanslı, sağsağlim Türkiye'ye döndükten sonra 'ağabeyleri' ona son
bir nasihat ve bir miktar para verdi... Artık deşifre edilmiş bir kadın ajan
olarak görev verilmeyen Şanslı'ya ağabeylerinin nasihatı ise 'Ortalıkta görülme'
olmuş. Şanslı bu nasihata sadık kalmış. Ama yine de maceralı bir hayattan
sonra evde oturmak ona göre değildi. Valizini toplayıp, Akdeniz'in küçük
bir sahil beldesine yerleşti. Rusça'yı iyi konuşan Şanslı, tercümanlık
yaparak hayatını kazanmaya başladı. Şimdi tehlikeden çok uzak mütevazı
bir yaşam süren Vicdan Şanslı, bir pansiyonda yaşamını sürdürüyor. Ama
yıllar sonra yine hayatının deşifre olmasından rahatsız olmuş ve 'Artık
hiçbir yere gidemem' diyor...
Yener CABBAR