KÜLTÜR


GELENEKSEL GİYİM - KUŞAM

Giyim insanın varoluşuyla, öncelikle doğa koşullarından korunmak amacıyla ortaya çıkmış bir olgudur. Geçmişten günümüze çeşitli doğal, toplumsal, etik değerlerin etkisiyle biçim değişiklikleri göstererek bugüne kadar ulaşmıştır.


Tulum

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Deri kısmı, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Deri kısmına hava depolanır ve koltuk altından bastırılarak Nav kısmına hava gitmesi sağlanır. Nav kısmı ise Melodi Çalınan kısmıdır. Analık ve Dillik adı verilen iki kısımdan oluşmaktadır. Ağızlık kısmı ise tulumun deri kısmına hava göndermeye yarayan bölümdür.

 


Zurna     

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Sesinin gürlüğü nedeniyle daha çok açık alanlarda; köy düğünlerinde, asker uğurlamada, spor faaliyetlerinde, halk oyunlarında ve benzeri törenlerde çalınmıştır. Osmanlı döneminde mehter takımının birincil melodi çalgısı olmuştur. Orta oyununda da kullanıldığı bilinmektedir. Daha çok davul eşlikli çalınmaktadır                                                                                                             


Seninle dost olmak isteyenle dost olmalısın Salih YILDIZCI
ZAMAN Gazetesi
Bulgaristan Temsilcisi
. www.zaman-bg.com   
Bulgaristan'ın Türkiye'deki göçmen lobisini kullanamadığını söyleyen film yapımcısı Adela Peeva, "Babam bana Türklerle Bulgarlar arasında fark olmadığı fikrini daha küçük yaşta aşıladı." diyor. Sanatçının bir yıl önce çektiği Türk'lerin sorunları, Türkiye'ye göçmeleri, orada yaşamlarını anlatan „İstenmeyenler“ adlı film dünyanın dört bir yanında düzenlenen festivallerde ödüller kazanıyor. Şu anda da azınlıklar hakkında başka filmler hazırlamaya devam ediyor.                                                                     


Geleneklerimiz yenileniyor

Halkımız,  yıllar yılı gelenek ve göreneklerini hiç kusursuz  sürdürüyor. Çeşitlli dönemlerde önümüze çıkan bir sıra güçlüklere rağmen,  bunların kültür ve  ve varlığımızı ayakta tutan nesneler olduğunu gene gene vurguluyoruz. Günümüzde geleneklerimizin korunmasından başka, bazı  eski anlayış ve görüşlerin değerlendirimesi,  bunların daha etkileyici  olması doğrultusunda bir sıra yeni etkinliklere tanık oluyoruz.


KALE ALMADIĞIMIZ FOLKLORÜMÜZ

Geçen yıl Boğaziçi Ünivbersite'sinde Balkan Türkleri Sergisi düzenlenmişti. Sergiye Bulgaristan ve Yunanistan'dan sergilenecek malzemelere katılacaktı. Birkaç GAT üyesi olarak sağda solda sergilenecek elbiseler sormuştuk. İstanbul'da sorup durduktan sonra anladık ki. İstanbul'da derlenmiş toplanmış bir Batı Trakya Kıyafeti koleksiyonu yoktu. Oysa Bulgaristan Türkleri adına katılan tek sergi 250 cıvarında kıyafet ve mutfak eşyası ile katılan koleksiyon bir tek kişiye aitti. 1989 göçünde Bulgaristandan gelen emekli öğretmen ve de amatör Etnograf Turgay Cin'indi. Turgay bey sergisinin her parçasını teker teker bölgelerde toplamış, Türkiye getirtmişti. Her parçasının hikayesini biliyor ve de her sergilediği giysinin renklerinin hikayesini misafirlere hevesle anlatıyordu.


Nâzım'ı anımsamak AHMET ŞERİF ŞEREFLİ

Nâzım'ı çok seviyorum demek pek az olsa da, daha ne diyeyim, bilemiyorum! Bulgaristan'daki Türk asıllı şairlerin ninni türküleri Nâzım Hikmet'in şiirleridir dersem hiç şaşırtmış olmam. Bizler daha çok bu şiirlerle büyüdük, ilk adımlarımızı bu şiirlerle attık. Üstat serbest vezni kullandığından, bizler de serbest vezni kullanarak tay durduk. Hece veznini pek az, aruzu hiç bilmeyen bir kuşaktık. Elli yıldan bu yana böyle geldik, böyle gidiyoruz işte.


Osman AZİZ


Еxilia, която разбива стереотипната представа за българските турци 17.07.2007