ASKERİM
Askerim var çakı gibi, çalışkandır arı gibi,
Sevdiğim yer Hakkari Şemdilli.
Bir yanda Buzul Dağları, bir yanda Cudi.
Tüter hasreti burnumda cennet kokusu gibi.
Elinde telsiz, belinde tabanca, asker ocağı Çukurca,
Memleketi Deliorman, Eski Cuma, Dobruca,
Askerim nöbet tutar, büyük zap boyunca,
Oğlum seni sevemedim doyunca.
Soğuk olur Hakkari’nin kışı,
Unutma gavurdan kovuldum sınır dışı.
Asker rütbesi onbaşı,
Şehitlerle dolu bu yerin toprağı taşı.
Kar demez, yağmur, kış demez,
Dağlarda gece gündüz gezer,
Sırtındaki yüküyle of bile demez,
Mayınmış, kurşunmuş gözünü kırpmaz,
Dağların ceylanı, askerim korkmaz.
Mektubunda diyorsun, “beni merak etme,
Vatan uğruna eğer düşersem şehit,
Üzülme, ağlama gözyaşı dökme,
Helal et hakkını canım babacığım” yiğit oğlu yiğit.
Ne kadar övünsem askerimle az,
Sesini duyarsam rahatlar içim biraz,
Dağ ceylanı, teskerene kaldı üç aydan az,
Allah kısmet ederse kavuşuruz bu yaz.
Mehmet MUTLU
Avcılar İstanbul /Gorna Hubavka Tirgovishte/ 2.05.2003
KADER DEĞİL
Yine aynı vakit, aynı saat gece yarısıydı,
Yıldırım hızıyla acı bir haber yayınlandı,
Sanki önceki depremden hiç ders alınmadı,
Yaşam sınavı onda yine sınıfta kaldı.
Deprem yine Bingöl’ü vurdu,
Kalbimizin atışı birden durdu,
Çeltik Suyu Okulu çocuklara mezar oldu,
Türkiye’nin gözleri yaşlarla doldu.
Çadırlar yüzünden sıkıntılar yaşandı,
Arzu edilmeyen manzaralar görüldü,
Bir anda sinirler gerildi, ortalık karıştı,
Kanayan yaraya yine tuz bastı.
Bu bir kader değil, bir felaket,
Bunun sebebi müteahhit ve devlet,
Ayrıca köhne zihniyet ve cehalet,
Allah’ım nedir suçumuz bizi affet!
Mehmet MUTLU
Avcılar İstanbul /Gorna Hubavka Tirgovishte/ 2.05.2003