|
DÜNDEN
beri Reyhan
Arabacıoğlu'nun
fotoğrafı önümde. Türkiye'nin halterdeki yeni dünya şampiyonunun
fotoğrafını o gün niye birinci sayfaya koymadık diye hayıflandım.Çünkü
bu fotoğraf, spor sosyolojimize ilginç ipuçları veriyor.Gözünüzden
kaçtıysa, dünkü gazeteleri alıp yeniden bir bakın.
Orada çok ilginç bir sporcu profili göreceksiniz.E-5'İN ÜST
TARAFISaç kesiminden başlayayım.Ensesini kısa, ön tarafını
daha uzun bıraktırmış.
Arkaya taranmış saçlar jöleli.
Ama öyle banal bir şekilde jölelenmemiş.
İnce bir yüz, bu saçlarla birleşince ortaya Batılı bir kolej öğrencisi
çıkıyor.
Mimikleri gelişmiş.
Spor Servisimizin bu konulardaki uzman gazetecisi Celal
Demirbilek'ten biraz bilgi aldım.
1989'da Bulgaristan'dan göç eden Kırcaali'li bir ailenin çocuğuymuş.
Petkov Köyü'ndenmiş.
İzmir'e yerleşmişler.
Kastamonu Spor Akademisi'nde okuyormuş.
İzmir Büyükşehir Belediyesi takımında spor yapıyormuş.
Haltere altı yıl önce başlamış. Hocası, ‘‘Bir
kere öğrettim başka ayar yapmadım’’
diyormuş.
Celal,
içine kapanık bir çocuk olduğunu söylüyor.
Hatta onun için çok güzel de bir kavram bulmuş. ‘‘Saklı
bir çocuk’’ diyor.
Bulgaristan'da E-5 karayolunun kuzeyinde, Deliorman bölgesinden daha çok
güreşçiler çıkar.
Koca Yusuf, Kara Ali gibi
güreşçiler hep bu bölgedendir.
Çünkü burası oksijeni bol bir bölgedir. İnsanlarının ciğerleri
geniştir.
RODOPLAR HALTERCİ
E-5'in güneyindeki Rodoplar ise
halterci bölgesidir.
Naim, Halil ve
şimdi de Reyhan hep bu bölgedendir.
Tütün bölgesi olduğu için çoğu sigara içer.
Ciğerleri geniş değildir, ama halterci deyimi ile ‘‘İyi
patlama yaparlar’’.
Reyhan Arabacıoğlu, önümüze
yepyeni bir halterci profili çıkarıyor.
Daha doğrusu, Naim Süleymanoğlu
ile başlayan halterin estetik gelişimi devam ediyor.
Bu fotoğraf beni çok etkiledi.
Çünkü bugüne kadar başka bir insan cinsine ait olduğu sanılan
sporlar, yavaş yavaş çağdaş estetik zihniyetinin hákimiyet alanına
giriyor.
HÜRRİYET FOTOĞRAFLARI
1980'li yılların başında John
Irwing'in ‘‘Garp'a Göre Dünya’’
adlı romanını okuduğum zaman, kendi kendime şöyle demiştim:
‘‘İşte yeni çağın romanı bu kitapla doğuyor.’’
Romanın kahramanı olan ‘‘Garp’’ o dönemde birçok
Amerikalıya garip gelebilecek bir sporla ilgileniyordu.
Kolejde bütün yaşdaşları basketbol, Amerikan futbolu ve beyzbolla
ilgilenirken Garp güreş yapıyordu.
Roman kahramanları insanlar üzerinde etkilidir.
Bu roman benim, uzun süredir güreşe karşı kaybolmuş olan ilgimi
yeniden canlandırdı.
Oysa Hürriyet'in
ilk yıllarında beni bu gazeteye bağlayan ilk şey, Türk güreşçilerini,
Olimpiyatlar'da kazandığı altın madalyalarla gösteren fotoğraflarıydı.
Mustafa Dağıstanlı, Hamit Kaplan, Ahmet Ayık ve daha birçok
isim hálá hafızamda aynen duruyor.
Sonradan lise yıllarımda, futbol ve basketbola dalınca, güreşe olan
ilgim dağıldı.
Güreşi, ‘‘Başka bir insan türüne ait spormuş’’ gibi
görmeye başladım.
Naim Süleymanoğlu,
hepimizin ilgisini haltere çekti.
Onun Time Dergisi'nin kapağındaki fotoğrafı, milli hafızamızın
önemli anlarından birini temsil ediyor.
Naim de bu spora sadece başarıyı değil, aynı zamanda güzel
bir yüzün estetiğini getirmişti.
Kim ne derse desin, spor artık sadece başarı ve sonuçtan ibaret değil.
Aynı zamanda bir estetik hazzın kaynağı.
Milyonlarca genç insan için bir ‘‘model’’.
Bu modeller topluma çok güzel değerleri yayabiliyorlar.
İşte Michael Jordan.
İşte Metin Oktay.
VE NİCELERİ
Ve daha niceleri....
Türk sporu giderek estetik bir çağa giriyor.
Ve şimdiye kadar ihmal ettiğimiz sporlar, genç, güzel ve zeki
insanlara kapılarını açıyor. |
|